
Pazartesi, Kasım 29
Paçavra.

Cuma, Kasım 26
şok şok

nerden aklıma geldiği belirsiz olarak yaşadığım ve beni anlık şoklara uğratan durumlardan bahsedeceğim bu gün sizlere..
zira çok yoruldum çalışmaktan da.
- yıl 2005 üniversite 3. sınıf bitmiş o yazdayım ve liseden bir arkadaşımla Kuşadasına tatile gideceğiz.otobüslere bakıyoruz işte nasıl yapalım edelim tatil heyecanı falan derken.Arkadaşım tamam otobüsle gidicez de Kuşadasına nasıl geçicez biz B* diye sordu?Ben de anlamıyorum hala, otobüsle gidicez işte ona bakıyoruz ya şimdi diyorum ya hayır Kuşadasına geçişi soruyorum dedi..ben tabi mavi ekrandaydım Kuşadasını ada zanneden arkadaşımla tatilimi yapıyorum bir güzel..
- Üniversite 2. sınıftayım yurtta kalıyorum o dönemki oda arkadaşım Bilgisayar mühendisli 1.sınıf öğrencisi ama yıllardır sınıf geçmeye çalışıyor ve daha öncede farklı bölümü kazanıp gitmemiş vs. Yani ya 22 ya 23 yaşında olan bahsi geçen şahıs Hacettepe Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğini tutturmuş bir bünye. Bayramın yaklaştığı bir dönemler (Maraşlıydı bir de kendisi) bence bakın şimdiden uçakla git o kadar yol çekilmez önceden alırsan hem pahalı olmaz erken alırsan diye fikrimi söyleyince 'ya ama benim pasaportum yok ki'.dedi ben önce şaka yaptığını sandım sonra ciddi olduğunu anladığımda da yine mavi ekrandaydım..bak canım o yurtdışları için falan diye de izah ettim.yaptım bunu!
- blogum da bir kaç kere bahsi geçen yılların arkadaşı yusuf beyde lise zamanlarında bana közsüz nargileyi inandırmış, üzerinde közü olmayan nargileden çekmeye çalışmıştım..ben de bazen mavi ekranlara neden olmadım değil..Bluetoothun yeni çıktığı zamanlar Greentooth'u yemişliğim var ki ona hiç girmek istemiyorum bile (:
- Bir arkadaşım da yine üniversite 3. ya da 4.sınıftayken (ikimizde) fax gönderiyordu.(Adliyeden almış olduğu temiz kağıdı zımbırtısıydı) fotokopisi de var aslıda..Kırtasiye de falan da değiliz böle minik bir dükkan büfe gibi, adama uzattı verdi kağıdı numarayı söyledi ardından tam fax giderken 'ayyyy orjinalini göndermeseydiik yaa' dedi ki ben o sıra gözlerimi o_0 belertip iyi misin canım sen diye bir kendisine baktım..o da pek komik bir anımdı..
- akıllara en kazınacak olanı da dün sevgilimin aradığı cep telefonumu şirketimin adını söylerek açmamdı ki.ömür boyu dalga geçeceğini söylüyor..cıx cıx cıx...
neise efendim ..süper Cumalar size.Süper haftasonuları...yarın eğitimin ertesi gün de hayırlı bir işimiz var.pek helecanlıyım.yazarım.çizerim.öperim.
güzel bir kareyi de akşama eklerim..
çav bellas!
*en son buz pateni yaptigim gunden..
NR.39

NR.39 'u bilmeyeniniz yok heralde diye düşünüyorum..Yukarıda görmüş olduğunuz tüm bebekler şahane bir tasarım dehasının (İpek YILMAZ) 'ellerinden' çıkmakta..
Ürünler doğal gerçek deri ile bu giyilmeye kıyılmayacak hale gelmekteler..Yukarda gördükleriniz sadece bir kaçı, gün içersinde sitelerini açıp ürünlerine bakmak insanı yatıştırıyor inanın benim tek tek sarılasım geliyor her birine o kadar tatlılar ki.

Nişantaşında içinde bulunduğu binanın numarasını kendine isim yapan NR.39(ki eminim epey merak konusu olmuştur) 2.dereceden tarihi eser olan bu yerde hem ürünlerini ortaya çıkarıyor hem de satışını gerçekleştiriyor.Benim illaki yolum düşecek ve bu bebeklerden bir tane edineceğim..(kafaya koydum)
Moda olan, yoğun ilgi uyandıran her kıyafet, her ayakkabı her çanta bende tam aksi yöne kaçma isteği uyandırır her zaman.Bu asla farklı olmalıyım aman ben başkayım huu huu burdayım edasından değil.Otomatikman beğenemeyip kullanamıyorum..NR.39'da moda akımlarına takılmadan özgür bir çizgide her göze hitap eden bu şahaneleri ortaya çıkartıyor.

Bu arada ziyaretçi defterine bıraktığınız notlara özenle, tüm profesyonellikleriyle ve kibarlıklarıyla geri dönüyorlar.. Türk tasarımını Türk adını duyurabileceklerine gerçekten inanıyorum.Umarım hayalleri tek tek gerçekleşir..
benim favorim hangisi söylememe gerek yoktur tahminimce (:
Ne derler bilirsiniz, bir kadının hiç bir zaman yeteri kadar ayakkabı ve çantası yoktur!(:
Pazartesi, Kasım 22
Pearl

bu günkü yazımızın sahibi..canım Atlı ailesinin tatlısı,kıymetlisi İnciciğim hakkında olacaktır..Kendisi ömrüne bir yaş daha katarak güzelce bir yıl daha alarak devam ediyor hayatına..daha nice uzun güzel sağlıklı mutlu hep beraber olduğumuz yıllar diliyorum....
.
biz İnciyle çok benzeriz.ve sanki annemin değil de benim arkadaşımmış gibi ben ona İnci derim o da tüm tatlılığıyla bana bişiy demez.İnci teyze demek garibime gider ona..hı ne diyordum biz çok benzeriz, o da yüksek sesle konuşur ben de ..'karıştırdıım inciiii' derim tiz bi tonda mesela (:
ben kendi sesimi duymam o kendi sesiniz duymaz.tatlıya bayılır, ikimizde mutfakta efsaneyizdir(bana da bak bak=)).
o da incik boncuğu ve 'almayı/alışverişi' hiç sevmez..bana mesela çok istediğim dünya şekeri ayakkabı kutularımı o almamıştır =))
kahveye inerim çaya çorbaya inerim onlara (alt komşuluk ilişkisi olarak) hemen bişiyler yedirir bana..haklıdır zira bi damlacık! bi kızımdır ben..filmler alır izleriz,dvdlerini paylaşır süperdir.
neise.
kendisini cidden çok çok pek çok severim!iyi ki annemin lise arkadaşıdır iyi ki alt komşumuzdur iyi ki Yiğit'i Mert'i ve Emre'yi doğurmuştur.İyi ki Doğmuştur!
süperdir bitanedir.İncicik Candır..
öpücükler onadır!
hı birde biz alt üst komşu olarak skype'tan konuşur teknoloji kullanımında çığır açarız..
yukardaki seçilmiş ebruuda kendisinin Facebook profiline seçtiğimiz ebrudur..kendisi çiçeği burnunda bir facebook kullanıcısır (:
happy birthday şekerim!
Pazar, Kasım 21
Tatil de biter.Bayram da.Seyran da.
Çarşamba, Kasım 10
193..
Salı, Kasım 9
Nefs-i Müdafa.

nefis denilen körelmesi gereken mevzu bahis o sanırım..zor..
kim çıkıpta derse ''benim nefsim terbiyelidir,ben aştım arkadaş maddesel mevzuları'' saygı duyarım ama kendisine 'epeyce' septik yaklaşırım..
demem o ki..sürekli olmayana ulaşma hevesi 'hedef belirleme'yle 'obsesyon' arasındaki ince çizgide gidip geliyor yine bu ince cizgide üstad bir cambaz olmak şahsa kalıyor..
becerebileni takdir ederim.
misal ben her daim yalnızken kendimi oyalamasını bildim..yani..hep uzaklara gittim.geldim.çok gezdim..kalabalıktan hep kaçtım.bu değişecek bir şekil değil aslında.hemen ruhuma basan afakanlar ve fobi bendeki.. evdeyken başka yerleri,gitmeyi gezmeyi,dışardayken de evi özlemek acaip bir şey..böyle olmayalım.olanları uyaralım..
şu sıra nedense dilimde hep 'ömür dediğin bir gündür, o da bu gündür' sözü..hiç bir şeye canı sıkmamak,kafayı takmamak gerekiyor..gerçekten..ne kadar çok gülümserse insan o kadar karda (şapkalı-şapkasız) saymalı kendini..
evet blog..okuyucu..ben böyle motive ediyorum kendimi..ya siz neler yapıyorsunuz? bayram mı geliyor ne :))
esenlikler..
yours
B*

Pazar, Kasım 7
before Monday.
ona care yok sanirim ki..burda yaz(a)bildiklerim..arka fonun kipirtisi renklerin canliligini ayarlayan hep benim ya, ke$ke hayatim icinde aynisini yapabilsem.onu diledim su an.bir arka fon belirlesem (yine bin bir kararsizligimla)rengarenk anilar eklesem hic biriyle ugrasmadan eklesem.fotosopsuz olsa her biri.
hayir.pazartesi sendromu degil asla.
hem haftaya muhtesem bir bayram(tatili) beklemiyor mu bizi..bayram boyle olur,haftaicine gelir hakkiyla festival gibi kutlanir..
uzun uzun asagidaki fotografa bakip renklerine bulanasiniz (bulanmak)gelmedi mi?sirf o fotografi cekebilmek icin gun isigina ve soguga dayandim..lutfen hakkini verelim..
Cuma, Kasım 5
dönüm dönüm yıldönüm (:

bu pasta üzerinde de yazılmış olduğu gibi çok sevdiğim bir çiftin yıldönümü pastasıydı o!Şu yazımda da anlatmış olduğum pek sevdiğim ATLI ailesinin..şimdi onların sahip olduğu 3 evlattan 2'si slav topraklara duyulan hayranlık neticesinde Rusyada yaşamaya&çalışmaya başladı..üşüyorlar yazık (:
mert bey ordayken Yiğit beyi de geçtiğimiz aylarda oraya gönderdik..el de bir adet çocuk kalınca hemen boş çocuk kontenjanından faydalandım..malum ben de gezmeyi güneyi seven bir aile ferdiydim..onların kızı benim de soğuk sevemeyen ne yazık ki ailem yoktu (:
velhasıl diyeceğim şudur ki daha nice güzel sağlıkla sıhatle yıllara..36. ve 46. yıl dönüm yazılarınızı da yazarım inşallah (suphaneke dinimiz amin :))
evet bu kalp şeklindeki patates ise incinin kesmeye kıyamadığı,mutlaka fotoğraflanmalı dediği depo kök bir arkadaş..meraba kendisine! (:
antin kuntin objeler hayranı olan inciciğimin çay seti..mum olarak öylece duran
'-aa bunlarda soğumadı gitti, hadi bir içelim gezdir de' diye espri malzemesi olan..
yukardaki gayet ciddi ekmek arası sandviç gibi duran obje de yumuşak puf puf bişiydir aslında..ben kendisinin görüntüsüne aldanmadım değil.. bu da böyle bir anımızdı (:
velhasıl akşama turna mezgit var.kimseler beni tutamaz..mezgit kalp B*
esenlikler.güzel haftasonuları..ben mi?ben çalışıyor olacağım evet..
Pazartesi, Kasım 1
Bir varmış bir yokmuş..
ve pek şahane ev sahibem çiçeğim etrafımda pervane oldu..her zamanki gibi..
yani şöyle bir ev hayal edin sizin olmayan ve misafirliğine gittiğiniz..uyuduğunuz oda deniz görüyor..banyo lifinden diş fırçanıza kadar her eşyanız bir sonraki gelişine kadar sizi bekliyor.arada göze çarpınca hatta 'gene gelse ya' mesajı iletiyor..
bir ev düşünün.rahatlıkla hasta olup yataklara düştüğünüz,zorla kupalarca ıhlamur içtiğiniz, hiç susmadan arkadaşınıza/dostunuza/kardeşinize sarılıp ağlayabildiğiniz..
neyse gidişat iyi değil farkındaysan blog..okuyucu..izleyici..
hadi fotoğraflar o zaman..





