Perşembe, Eylül 30
ivme.
Salı, Eylül 28
Pazartesi, Eylül 27
bir kelime.bir işlem
(bu arada hiç bir yorum almamakla birlikte artık yalnızmışım hissine kapılıyorum.böhü.com)
neise.
üzerimden bir adet son an denetimi teftişi ve onun fazla fazlaa çok fazla mesaileri stresi geçti..alnımın akıyla çıktım.ama oldukça stresliydi.olay şu;
odanıza bir anda dalan 6-8 müfettiş ve sürekli bir şeyler sorup evrak istediklerini hayal edin,yanınıza gelip hadi şimdi şu raporu çekelim,sistemden buna bakalım derken neyse ki bitti!
bize dair sıkıntı yoktu.geçti gitti.
ben hala işimi sevmiyorum tabi o ayrı :)
.
sonra okullar açıldı malum.her yer liseli genç kaynıyor.eteklerden ve ceketlerden anlıyorum öğrenci olduklarını zira o kadar 'modifiye'ler ki..kızlara bakacak olursak, hepsinde hafiiiif olmak şartıyla makyaj, belli belirsiz göz kalemi allık ve mutlaka rimel..saçlar düzleştirilmiş salık ya da yarım toplu..farklı farklı kombinler etek üstü..
baylarımızın zaten kravatları bağlı bile değil, saçlar değişik değişik modellerde..
oturdun neden bunları inceledin B* diye sorucak olursanız, ben lisedeyken biz okurken saçımı yarım topladığım için peşimde makasla koşan bir hocam vardı toplanacak o saç ne öyle salkım saçak diye..Bende liseli genç kızım değil mi,öyle güzel hissediyorum ve toplamak istemiyordum..Şimdikilerle nasıl başa çıkıyorlar merak ediyorum..
farklı renk çorap diye okula girerken kenarda ayrılan neslin evlatlarıyız biz!
.
annnemle babam yine ege turunda..ne gezenti ailem var değil mi?
neyse.ben çalışmaya döneyim!
esenlikler.
iyi haftalar.vsler.
yours,
B
resimdeki de öylece bi kız işte.olmak istediğim belki de
Cuma, Eylül 24
picture.

aslında ne çok yazasım
ve bir o kadar çokta yazmayasım var..
bu işte o yüzden o arada kalmış yazıdır.
inanılmaz yoğun/yorgun stresli bir hafta geçirdim iş yerimde.
bitti sonunda o da.
şimdi şu yandaki yazıya bakıp bakıp kendimi inandırasım var.
VE haftanın güzel olayı; fotoğrafçılık seminerine başladım!
haftanın isteği, hiç isteyemiyeceğim kadar kot gömlek.belden oturan cinsten..
Cumartesi, Eylül 18
çeyrek asırlık olurken..

kimileri bilir, günlüklerimde de bahsi geçer..90lı yılların başındayken hep 2000 yılında 14!yaşında olacağımı hesaplardım.Ve o yaş bana öyle uzak öyle inanılmaz,ulaşılmaz gelirdi ki..yok derdim 2000 yılını göremem gibi..Hem yıl da bir garip...2000...
biz alışmışız 90'lara..
ancak sonra.şu meşhur hayat meşgalesi dedikleriyle bakmışım ki 2000 olmuş ben 14 olmuşum..
yıl 2010 olmuş ben 24 olup..çeyrek asırlık olmuşum..
tuhaf hissediyorum böyle söyleyince.
...
güzel bir sonbahar günü çift sayıları seveceğimi sanki bile bile 18 eylülde gelmişim.bir akşam öncesinde dayımın eşi anneme vallahi yarın doğuma girersin sen demiş..annem beni kucağına ilk aldığı zaman gözlerim fıldır fıldır etrafa bakıyormuş..içerde sıkılmışım belli ki..
ilk çocukmuşum ve birazcık geç oluşumdan mütevellit çok istenmişim.
hatta Ananem beni türbelerden istemiş.arada beni öyle sever..'ben seni türbelerden istedim şeklinde
.
bebekken yanıma yaklaşan tüm erkekler ağlamama neden olmuş.Babam haricinde beni kucağına alıp ağlamadığım ilk er kişi eniştem olmuş.teyzem eniştem onların burçağı beni çok sevmiş.Burçağın oyuncağı olmuşum her daim beni görmek istemiş.
.
deniz-kum-güneş üçlemesiyle ilk tanışıklığım 10 aylıkken olmuş.Erdekte hasta hasta güneşlenmişim.ilk kelimem 11 aylıkken duyulmuş.yani konuşmaya başlamam biraz erken gerçekleşmiş.annem benim için günlükler tutup ses kayıtları ile bebekliğimi çocukluğumu çağın şartlarına göre ölümsüzleştirmiş.
.
çocukken daha burak gelmemişken hep annemi taklit edip,inanılmaz şeyler söyleyen kız evlat olmuşum.Fuarda gezerken gazinonun önünde durup 'azıcık şurda oynayım'(3-4yaş)deyip oynamışım korkulduğu üzre dansçı olmamışım.sonra annem hep bana çok uzun gelmiş.ne kadar uzun annem var diye içten içe gururlanmışım.bir ara şişkolaşmış ve insanlar bana B*cim ne güzel kardeşin olucak dediklerinde 'lütfen bu bahsi kapatalım'demişim (kelimesi kelimesine.yaş 3.5)
.
sonra burak gelmiş.ben 4 yaşımı biraz geçmişken.onun doğduğu günü dün gibi hatırlarmışım.babanemle apartman merdivenleri üstüme büyürken elektrikler yokmuş ve ben eve gitmeyi hiç istememişim.dışarda arkadaşlarımla oynayacağım ben diye tutturmuşum, daha sokağa hiç kendi başıma çıkmamışken..onu gördüğümde ilk aşkımı yaşayıp 'ama çok küçük bu,suratı da aynı kurabiyeye benziyor'demişim.Annemin lohusa yatağından çıkmamışım
.
Akabinde büyürken,hayatım sınav,okul,özel ders,dershane ve yine sınavlar sınavlar olmuş.Piyasada ne kadar sınav varsa girmiş kiminde asil başarılı kiminde yedek başarılı olmuşum.kafamı koyduğunu yapar olmuşum.inatçı yerine kafama yatan oluru olan olmuş.Sosyoloji okuyacağım ben deyip kafam sadece matematiğe bassa da sözel ağırlıklı eşit ağırlık bölümü seçmişim.Ankarada öğrenciliğimi geçirirken,sanrılara bulanmışım.Ankaranın güzelliğini kaçırmışım.üzülmüşüm buna çok sonradan vardır bir hayır demişim.bebeklikten,(yeşhmim)okullarımdan (ysf,dnz,merv,ilknur,rabia)gibi esaslı dostlar, bu günde yanımda olan insanlar edinmişim.onları çok sevmiş,beni sevmeleriyle mutlu olmuşum.
.
iş buldum diye sevinip akabinde bu iş bana göre değil bana müsade deyip dünyanın bir ucuna kalkıp amerikalara gitmişim.donusunde hayat bir de kariyerimde beni mutlu et.şu bana ızdırap veren işimden kurtulayım diye secret yapar olmuşum
.
bir çeyrek asıra da böyle adım atmışım...
.
yapımda ve yayında emeği geçen annemle babama teşekkürü borç bilir yanaklarindan operim!
Perşembe, Eylül 16
biraz ye$il serisi Vol.2
sümela manastırı












Çarşamba, Eylül 15
Salı, Eylül 14
biraz ye$il serisi Vol.1








Pazartesi, Eylül 13
haykırsam?

bilir ya insan yapabileceklerini, köreldiğini hisseder aynı o hislerdeyim ama daha fazla böyle devam edemeyeceğim.o açık ve net..
her sabah bu yere gelmek
Görücez şimdi kadına pozitif ayrımcılığı, görücez EVET'in faydaları...çok esip gürlediler görücez..merakla bekliyorum..bir umuttu yaşatan insanı ya!
siz bana bakmayın..
haftanıza iyi başlayın.
dipmiş notmuş: tüm önerilere ve yönlendirmelere de açığım iş konusunda..bilginize..
özetin özeti.

Çarşamba, Eylül 8
mariposa.

eniştem -aa kızım olur mu hiç öyle.onun ömrü 3 gün,bırak uçsun gitsin yazık dedi.epeyce üzülmüştüm en çokta kalbimi kısacık ömrü kırmıştı. çok güzeldi daha çok yaşamalıydı..balkondan uğurladım minik beyaz kelebeği...
sonra lise yıllarımda ilk kundağımı buldum..onun da deseni kelebekliydi..yani demem odur ki bu takındı bende şu son üç beş yılın modasından değil, gerçekten çocukluktan kalmadır..
çevremdeki kim bir yerde kelebek görse istisnasıs akıllarına ben düşerim. aklınıza gelebilecek her türlü eşyamın bir adet kelebeklisi vardır.çanta,toka,parmak arası terlik,bozuk para kesesi,kalem, çamaşır ve aklıma gelmeyenler..bir de canım teyzecim var benim, o olmazsa annemin dediği gibi benim bir çeyizim olmayacak :))yukarda görülen dünyanın en tatlı havlusunu almış bana.pek sevindim dün akşam akşam..o beni çok sever ve sürekli hediyelere boğar zaten..biz iki başak birbirimize çok benzeriz..
ve geçtiğimiz günlerde bir MİNİK kelebek gökyüzüne doğru uçtu..Allah ailesine ve tüm yakınlarına sabır versin.ben kendimi bildim bileli konuşamam bu konu hakkında ve o evlere de gidemem (4 yaşındayken dedem vefat ettiğinde orda olduğumuz için ve hayatımın ilk travması olduğu içindir muhtemelen) sözler kifayetsizdir zaten.Sabır diliyorum..
Yarın Bayram çocuklar erken kalkalım(:
her gününüz bayram gibi geçsin..
Cumartesi, Eylül 4
eylül Nergisçesi.yoyo bahçesi (:
Amerikaya gideceğim gün.o gece yola çıkacağım check in falan derken sabaha karşı uçağıma bineceğim..
kapıda bir kargo..
bir açarım ki içinde bu güzellikler..beklediğim ama o an için değil..
nergisçemden güzel el işleri.
Bir Eylül Gününden kareler..
senin tükkan nerdeydi yahuuu yarın müsait misin?ben geliyorum diyerek tarif aldım..kendisi de bende telefon görüşmem sonunda şaşkındık zira ben sürekli 'gelicem' diyordum kendisi de sürekli 'her zaman beklerim ne zaman istersen' diyordu..